Sünnet Hakkında Bir Görüş

Paul M. Fleiss, MD

Paul M. Fleiss, MD, MPH, University of  Southern California Medical Center’da yardımcı klinik pediatri profesörüdür. Ulusal ve uluslararası tıbbi dergilerde yayınlanan pek çok makalenin yazarıdır

“Annelik” dergisinde yayınlanan yazısı: The Magazine of Natural Family Living, Kış 1997, s. 36–45.

  Mothers Against Circumcision sitesinden tercüme edilmiştir 

 

“ABD’de bebeklerin rutin sünneti Soğuk Savaş dönemine kadar başlamadı. Sünnet, Avrupa’da, Güney Amerika’da ve Müslüman-olmayan Asya’da neredeyse bilinmeyen bir şeydir. Aslında dünyadaki toplam erkek nüfusunun yalnızca %10 ila 15 kadarı sünnetlidir.”

“Doğal penis özel bir bakım gerektirmez. Bir çocuğun üst-derisi(sünnet derisi), tıpkı göz kapakları gibi kendi kendini temizleyci özelliktedir. Bir bebeğin üst-derisini zorla çekmek, rahatsızlığa ve enfeksiyona yol açabilir. Bir çocuğun el-değmemiş penisinin bakımını yapmak için en iyi yol, onu rahat bırakmaktır. ”

Üst Deri (sünnet derisi) Gereklidir

Batı ülkelerinin sünnet geleneği yoktur. Antik çağlarda, Yunan ve Roma İmparatorluklarının genişlemesi, Batılıları ilk def bazıları çocuklarını sünnet ve diğer yöntemlerle sakatlayan Ortadoğulular ile karşı karşıya getirdi. Çocuklarını korumak için Yunan ve Romalılar sünneti yasaklayan kanunlar çıkardılar.(1) Asırlar sonra Katolik Kilisesi benzer kanunlar çıkardı.(2,3) Batının sünnete geleneksel tepkisi yüz çevirme ve küçümsemedir.

Sünnetin ABD’de başlaması, bir kaç Amerikalı doktorun mastürbasyon yapan çocukları cezalandırmak için sünnet etmesi ile, Viktorya Döneminin mastürbasyon histerisi sırasında olur. Viktorya döneminin doktorları sünnetin penisi hissizleştirdiğini, mahrum ve etkisiz bıraktığını çok iyi biliyordu. Ne var ki çok geçmeden sünnetin sarayı, felci, tutulmaları, elephantiasisı, veremi, ekzemayı, yatak-ıslatmayı, kalça çıkığını, ıslak rüyaları, siğilleri, baş ağrısını, tedirginliği, histeriyi, göz bozukluğunu, aptallığı, geri zekalılığı, ve deliliği tedavi ettiğini ileri süreceklerdi. (4)

Aslında tıp tarihinde hiçbir prosedürün sünnetten daha fazla hastalığı tedavi ettiği veya iyileştirdiği ileri sürülmemiştir.1970’lere kadar bile, önde gelen Amerikan tıbbi ders kitapları, mastürbasyonu önlemenin bir yöntemi olarak sünneti savunuyordu. (5) Penisin bir parçasını kesmenin ardındaki cinsellik karşıtı eğilimler oldukça açıktır.

Bebeklerin radikal bir şekilde rutin sünneti Soğuk Savaş dönemine kadar başlamadı. Neredeyse zorunlu sünnete yol açan bu kurumlaşma, doğumu patolojik ve tıbbi bir hale getiren ve anne-sütüyle beslenmeyi aktif bir şekilde engelleyen hareketle aynı hareketti. Özel sektör, şirketler tarafından yönetilen hastaneler, rutin sünneti Amerikan halkına hiç danışmadan kurumlaştırdı. Herhangi bir tartışma ya da referandum olmadı. Ancak 1970’lerde çıkan bir kaç mahkeme kararı, bu zararlı ama karlı uygulama için hastanelerin ana-baba onayı almasını gerektirdi. Sünnetçiler bu duruma, ana-babaları korkutup çocuklarını sünnet ettirmek için bazı “tıbbi” gerekçeler uydurmakla cevap verdiler.

Bugün sünnet için ileri sürülen gerekçeler güncel korku ve endişelerle oynayacak şekilde yenilemiş durumda, ama birgün bunlar da mantık dışı olarak kabul edilecekler. En son sünnetin kanseri ve cinsel yolla bulaşan hastalıkları engellediği iddiası tamamen çürütüldüğüne göre, sünnetçiler hiç şüphesiz yenilerini bulacaklardır. Eğer sünnetçiler gerçekten sadece tıbbi-gerekçelerle hareket ediyor olsalardı, bu uygulamanın kafatası delme, hadım etme, ve sülükle kan çekme ile birlikte çoktan tarih olması gerekirdi. Bunun böyle olmadığı gerçeği şunu gösteriyor: önce sünnet var, sonra “nedenler”. Milyonlarca yıl süren evrim, insan vücudunu, her parçasının bir işlevi ve amacı olduğu, bir mükemmellik, zerafet ve verimlilik örneği haline getirdi. Evrim, memeli cinsel organlarının, koruyucu, tepki veren, çok amaçlı bir üstderi kılıfı (sünnet derisi) içinde korunması gerektiğine karar verdi. Her normal insan bir üstderi ile doğar. Bu dişilerde klitorisin glansını korur, erkeklerde ise penisin glansını. Böylece üstderi, insan cinsel anatomisinin önemli bir parçası olarak işlev görür.

Anne babalar, yeni bir çocuğun dünyaya gelişini mümkün olduğunca az endişeyle karşılamalıdır. ABD’de ise bir erkeğin dünyaya gelişi, endişe ve kafa karışıklığını birlikte getirir. Pek çok anne-baba erkek bebeklerini bir kapının ardında bağlanıp kesilmek üzere bir yabancıya teslim etmeye zorlanırlar. Yılda-bir-milyar-dolarlık sünnet endüstrisi Amerikalıları laf bombardımanına tutmuş, ve korkutma taktiklerini kullanmıştır.

Sünnet hakkındaki tartışmalarda neredeyse her zaman üstderinin (sünnet derisi) kendisi hakkındaki bilgi eksiktir. Son bir kaç onyılın toplu sünnet kampanyaları, bu olağanüstü yapı ve insan vücudundaki çok amaçlı rolü hakkında yaygın bir cehaletle neticelenmiştir. Üstderi hakkındaki cehalet ve yanlış bilgilendirme, Amerikan tıbbi literatürünün, eğitiminin, ve uygulamasının kuralıdır.Pek çok Amerikan tıbbi ders kitabı, insan penisini, açıklamasız, sanki doğa onu öyle yaratmışçasına sünnetli olarak resmeder.

ÜstDeri Nedir? 

Üstderi özel olarak gelişmiş, duyarlı, işlevsel bir dokunma organıdır. Vücudun başka hiçbir parçası aynı amaca hizmet etmez. Penis derisinin değişmiş bir uzantısı olarak, üstderi, glansı (penis başını) kaplar ve hatta onu aşar, daha sonra kendi üstüne kıvrılarak koronanın tam arkasında yapışma noktasında son bulur. Üstderi bu yüzden, iki katlı bir organdır. Gerçek uzunluğu, dış tabakasının uzunluğunun iki katıdır ve toplam penis kaplamasının (derisinin) %80 kadarıdır. (6,7)

Üst-deri, zengin bir kan-damarı ve sinir uçları merkezidir. Uzunlamasına fiberleri olan yumuşak bir kas tabakası; peripenik kas tabakası ile kaplanmıştır. Bu kas fiberleri sarmallıdır, öyle ki, üriner yolun her türlü kirleticiden optimum korumasını sağlayacak şekilde bir düzen oluşturmuşlardır. Göz kapaklarının altı ya da yanağın içi gibi üstderinin de içi mukoza tabakası ile kaplıdır. İki temel bölüme ayrılır, sırtlı mukoza ve yumuşak mukoza. Yumuşak mukoza penis glansının karşısında durur ve emolyenleri, kayganlaştırıcıları, ve koruyucu antikorları salgılayan ectopic sebaceous bezlerini barındırır. Benzeri bezler gözkapakları ve ağızda da bulunur. Yumuşak mukoza ile bitişik olarak ve üst-derinin hemen arkasında, sırtlı mukoza bulunur. Bu oldukça hassas yapı sıkça plise yapılmış eşmerkezli bantlardan oluşur, tıpkı bir çorabın tepesindeki elastik bantlar gibi. Bu genişleyebilir pliseler, üstderi dudaklarının açılmasına ve kapanmasına yardımcı olur. Sırtlı mukoza üstderiye (sünnet derisi) bilinen özelliği olan uca doğru sivrilen görünümünü kazandırır. Glansın alt kısmında, üst-derinin (sünnet derisinin) bağlanma noktası meatus (idrar deliği)’a doğru yaklaşır ve frenulum adında bir banta benzeyen bağı oluşturur. Bu, dili ağzın tabanına bağlayan frenulum ile eşdeğerdir. Üst-derinin frenulumu onu glansın üzerinde olduğu yerde tutar, ve yumuşak kas fiberleri ile birlikte geri çekilen üst-derinin tekrar normal yeri olan ilerdeki glansın üzerine gelmesini sağlar.

Üst-Derinin Geri Çekilmesi 

Doğumda üst-deri genellikle glansa yapışık haldedir, tıpkı tırnağın parmağa yapışık olduğu gibi. Ergenlikte penis genelde gelişimini tamamlamış olur ve üstderi de glanstan ayrılmıştır.(8) Bu ayrılma, zamanında olur, yani glansın ve üstderinin ayrılacağı belirli bir yaş yoktur. Bir doktor süreci şu şekilde tanımladı: “Üst-deri bu bakımdan bir gül çiçeğinin tomurcuğuna benzetilebilir. Bir tomurcuk gibi, üstderi de yalnız zamanı geldiğinde açılır. Kimse onu zorla açmaya çalışmaz.”(9) Glans(penis başı) ve üstderi doğumda doğal olarak açılsalar bile, üst-deri dudakları yalnız idrar geçişine izin verecek kadar aralıktır. Bu ideal özellik glansı erkenden dış koşullara açık hale gelmekten korur. Penis çocukluk boyunca doğal olarak gelişir. Sonunda çocuk kendi kendine üstderisinin geri çekileceğini keşfeder. Ana-babaların, doktorların, ve diğer ilgililerin bir çocuğun penisini manipule etmeleri gerekmez. Bir çocuğun üstderisini geri çekecek tek kimsenin çocuğun kendisi olması gerekir. Ana-babalar çocuklarının üstderisini geri çekmeye ya da onu kesmeye çalışanlara karşı dikkatli olmalıdır. İnsan üstderileri pek çok ticari faaliyet için ciddi olarak talep edilir, ve bebeklerin üstderisi ticareti multi-milyon-dolarlık bir iştir.

İlaç ve kozmetik firmaları insan üstderilerini araştırma malzemesi olarak kullanırlar. Advanced Tissue Sciences, Organogenesis, ve BioSurface Technology gibi kuruluşlar, insan üst-derisini bir çeşit nefes alabilen bandaj üretiminde kullanırlar.(10)

Penis Üst-Derisinin Görevleri Nelerdir? 

Üst-derinin pek çok duyusal, koruyucu, ve cinsel işlevi vardır.

  • Koruyucu: Göz kapakları gözleri nasıl korursa, üst-deri de glansı korur ve onu nemli, yumuşak ve duyarlı tutar. Aynı zamanda ortalama ısıyı, pH dengesini ve temizliği sağlar. Glansın kendisi (penis başı) sebaceous bezlerini (derimizi nemlendiren sebum veya yağ maddesini üreten bezler) bulundurmaz. Glansın yüzeyini sağlıklı tutan sebumu üstderi üretir.
  • Bağışıklık Sistemindeki Görevi: Bütün vücut deliklerini çevreleyen mukoz zarlar, vücudun ilk savunma duvarıdır. Üstderideki bezler, lizozim gibi antibakteriyel ve antiviralleri üretirler. (12) Lizozim aynı zamanda göz yaşlarında ve anne sütünde de bulunur. Özelleşmiş epitelyal Langerhans hücreleri, bağışıklık sisteminin bir parçası olarak, üstderinin dış yüzeyinde bolca bulunurlar(13). Üst derinin mukozal kaplamasında bulunan plazma hücreleri, enfeksiyona karşı mücadele eden antikorlarları, yani immunoglobinleri salgılarlar. (14)
  • Erojen Duyarlılık: Üst-deri parmak uçları, ya da dudaklar kadar duyarlıdır. Özelleşmiş sinir alıcılarından, penisin başka hiçbir yerinde olmadığı kadar çok sayıda ve çeşidini barındırırlar.(15) Bu özelleşmiş sinir alıcıları hareketi, sıcaklıklardaki çok küçük değişiklikleri ve yüzeydeki hassas değişiklikleri algılayabilirler. (16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23)
  • Sertleşme Sırasında Penisi Kaplama: Serleştiğinde penis gövdesi daha uzun ve kalın olur. İki katlı üst-deri tabakası, büyüyen bu organı içine alacak gerekli deri yüzeyini sağlar. Böylece penis derisi yumuşak ve rahat bir şekilde gövde ve glans üzerinde kayabilir.
  • Kendi-kendini Uyaran Cinsel İşlevi: Üst-derinin iki katlı kılıfı, penis gövde derisinin, penis gövdesi üzerinde ileri geri kaymasını sağlar. Normalde üstderi penisin başladığı yere kadar tamamen çekilebilir ve ayrıca glansın ilerisine de çekilebilir. Bu geniş hareket mesafesi penis, frenulum, üstderi, ve glanstaki orgazmik tetikleyicilerin uyarılma şeklidir.
  • İlişki Sırasında Cinsel İşlevler: Üstderinin görevlerinden biri, iki cinsin ilişki sırasında mukozal yüzeylerinin birbiri üzerinde hareket etmesini sağlamaktır. Üstderi penisin kendi hareketli, yağlı kılıfı içersinde vajina içine girip çıkmasını sağlar. Dolayısıyla dişi, erkeğin sünnet derisi eksik olduğu zamanki gibi sürtünme sonucu değil, hareket eden basınç ile uyarılır.
  • Üstderi, glansı içine alıp onu bir iç organ haline getirerek, erkek ve kadın arasındaki samimiyeti artırırCinsel ilişki tecrübesi, erkeğin bir iç organı olan glans, üstderi geri çekilip, kadının cinsel organı ile temas ettiğinde arttırılır.

Üstderinin henüz bilinmeyen veya anlaşılamayan işlevleri olabilir. Avrupalı bilimciler, bazal epidermal hücrelerinde estrojen alıcılarını henüz yeni keşfetmişlerdir. (24) University of Manchester’daki araştırmacılar, insan üst-derisinin apokrin bezleri içerdiğini keşfettiler.(25) Bu özelleşmiş bezler feremon denilen doğanın kimyasal habercilerini üretiyorlar. Üstderinin bu özelliklerini ve oynadığı rolü anlayabilmek için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.

Üst-derinin Bakımı 

Doğal penis hiçbir bakım gerektirmez. Bir çocuğun üstderisi, tıpkı göz kapakları gibi kendi kendini temizleyici özelliktedir. Gözkapaklarını kaldırıp gözleri yıkamak nasıl önerilmezse, aynı nedenle, üstderiyi kaldırıp glansı yıkamak da önerilmez. Sağlam bir penisi temiz tutmak için gerekli tek şey, genel vücut temizliği sırasında suyla iyi bir şekilde temasını sağlamaktır. (26) Bir çocuğun üstderisi altındaki beyaz emolyant, smegma diye adlandırılır. Smegma belki de, doğadaki en yanlış anlaşılan, en kötü değerlendirilen maddedir. Smegma temizdir, kirli değildir, faydalıdır ve gereklidir. Antibakteriyel ve antiviral özellikleri penisi temiz ve sağlıklı tutar. Bütün memeliler smegma üretirler. Thomas J. Ritter, MD, bunun önemini şu yorumu yaparak belirtmiştir: “Hayvanlar dünyası smegma olmadan herhalde varolamazdı.” (27) Araştırmalar, üstderinin içerisinde sabun kullanmamanın en iyi yol olduğunu göstermiştir.(28) Bir bebeğin üstderisini zorla çekmek ve yıkamaya çalışmak, onu doğal olarak enfeksiyona karşı koruyan bakteri florasını yok edebilir. Ergenlikten sonra, erkekler glanslarını ve üst-derilerini ılık suyla nazik bir şekilde yıkayabilirler.

Sünnet ne kadar yaygındır?

Sünnet Avrupa, Güney Amerika, ve Müslüman olmayan Asya’da neredeyse duyulmamış bir şeydir. Aslında dünya nüfusunun(erkek) yalnızca %10 ila 15 kadarı sünnetlidir ki bunların da çoğunluğu Müslümandır.(29) ABD’nin batısında bebek sünneti oranı %30’lara kadar düşmüştür. Bu yeni düşük oranlar, bebeklerin ana-babalarına sorulmaksızın neredeyse ekspres otomatik olarak sünnet edildiği dönemlerde doğan Amerikalıları şaşırtmaktadır.

Sünnet Nasıl Zarar Verir?

Sünnetin “tıbbi yararları”(!) hakkındaki tartışma, nadiren sünnetin gerçek sonuçlarına değinir.

  • Sünnet Köreltir: Kesilen deri miktarına bağlı olarak, sünnet, erkeği penis derisinin %80veya daha fazlasından mahrum bırakır. Sünnet derisinin uzunluğuna bağlı olarak, kesmek, penisi %25 veya daha fazla kısa yapar. Özenli anatomik araştırmalar göstermiştir ki, sünnet bir metreden fazla damar, arter, ve kılcal damarları, 80 metreye yakın sinir uzunluğunu, ve 20,000‘den fazla sinir ucunu yok eder. (31)Üstderinin kasları, bezleri, mukoz tabakası, ve epitelyal dokusu da bunların yanında tabii ki yok olmuştur.
  • Sünnet HissizleştirirSünnet penisi radikal şekilde hissizleştirir.Üstderi amputasyonu, üstderinin kendisindeki zengin sinir ağını ve sinir alıcılarını yok etmek anlamına gelir. Sünnet, neredeyse her zaman frenulumu ya yok eder ya da büyük zarar verir. Koruyucu üstderinin kaybedilmesi glansı hissizleştirir. Sürekli dışarda kalan glansı (penis başı) kaplayan membran şimdi sürekli aşınma ve irritasyon ile karşı karşıya olduğundan keratinleşir, sert ve kuru olur. Normal, sağlam bir peniste, mukoz zarın tam altında olan glanstaki sinir uçları, şimdi birbiri üstüne oluşan keratin tabakalarının altına gömülmüştür. Köreltilmiş glans(penis başı) şimdi donuk, gri ve sklerotik bir görünüm alır.
  • Sünnet Etkisiz Kılar: Sünnet ile büyük miktardaki penis derisinin amputasyonu, geri kalan deriyi kalıcı olarak hareketsiz hale getirir. Bu hareket kaybı, glansın normal olarak uyarıldığı mekanizmayı yok eder. Sünnetli penis sert hale geldiğinde, geri kalan hareketsiz hale gelmiş deri gerilir, bazen bu o kadar sıkı olur ki tüm penisi kaplamaya yetmez. Normalde penis gövdesi üzerinde kıl yoktur, ama bu şekilde, torba vs. üzerindeki kıllı deri de penise kadar çekilir. Cerrahi olarak dış ortama maruz hale getirilen glansın mukozası sebaceous bezlerini içermez. Üstderinin emolyantları ve koruması olmadan, galns(penis başı) kurur, çatlamaya ve kanamaya meyilli hale gelir.

 

  • Sünnet Şekli Bozar: Sünnet, penisin görünüşünü büyük ölçüde değiştirir. Normalde bir iç organ olan glansı, kalıcı olarak bir dış organ haline getirir. Sünnet üstderiyi yırtmayı gerektirdiğinden, glansın da bazı parçaları kopabilir. Üstderinin parçaları ham glansa yapışabilir ve yerinden kopmuş, sarkan deri parçaları ve köprüleri oluşturabilir.(32)

Yara oluşumuna ve kesilen deri miktarına bakarak, sünnetli deri kalıcı olarak eğik bir hal alabilir, ya da sertleşme sırasında eğilebilir.(33) Yara dokusunun büzülmesi, penis gövdesini karnın içine doğru çekebilir, bu da gerçekte penisin kısalması, hatta bazen tamamen kaybolması anlamına gelir. (34)

  • Sünnet Dolaşıma Zarar Verir: Sünnet, penis derisindeki ve penis başındaki normal kan dolaşımını bozar. Ana penis arterlerine akmak isteyen kan, yarma noktasındaki yara dokusu ile engellenir, bu da kanın daha ilerdeki diğer kılcal damarları beslemek yerine geri doğru akmasına neden olur. Kandan yoksun olan olan meatus büzülüp yara oluşturabilir, bu da idrar akışını engeller. (35)Meatal Stenosis denen bu durum, genellikle düzeltici cerrahi müdahale gerektirir. Bu hastalık neredeyse tamamen sünnetli çocuklara özeldir.

Sünnet, aynı zamanda lenf kanallarını da keser, lenfin dolaşımı bozulur ve bazen lymphedema denen, penisin geri kalan derisinin, sıkışıp kalan lenf ile dolup şiştiği, acı verici ve şekil bozucu rahatsızlık ortaya çıkar.

  • Sünnet Gelişen Beyne Zarar Verir: Önde gelen tıbbi dergilerde yayınlanan yeni yapılan çalışmalar, sünnetin beyin üzerinde, gelişen beyin merkezlerini olumsuz yönde etkileyerek, uzun süreli zararlı etkileri olduğunu söylemektedir. (36)Sünnetli erkeklerin sünnetsiz erkekler ya da kızlara göre daha düşük bir acıya dayanma eşikleri vardır.(37) Gelişim nörofizyolojisti Dr. James Prescott, sünnetin daha derin ve daha ciddi nörolojik zararlara yol açmış olabileceğini de söylemektedir.(38, 39)
  • Sünnet Hijyen ve Sağlık Dışıdır : Sünnet hakkında en yaygın olan efsanelerden biri, sünnetin penisi daha temiz ve bakımı daha kolay yaptığıdır. Bu doğru değildir. Gözkapakları olmadan gözler daha temiz olmaz, penis de üstderi olmadan daha temiz olmaz. Yapay olarak dış organ haline getirilen glans (penis başı) ve meatus, kire ve aşınmaya sürekli açık haldedir, bu da sünnetli penisi daha kirli yapar. Koruyucu üstderinin kaybolması, üriner yolu bakteri ve viral patojenlere karşı korumasız bırakır.

Sünnet yarası pek çoklarının sandığından daha büyüktür. Bu yalnızca geri kalan derinin iç ve dış birleşme noktaları değildir. Sünnet olmadan önce bir bebeğin üstderisi penis başında ayrılır, tam anlamıyla söylemek gerekirse, bu canlı canlı derisini yüzmek, yırtmaktır. Bu da geriye kanayan, geniş ve açık bir alan bırakır. En iyi ihtimalle, bu geniş alan yalnızca bir çeşit proto-mukoza tarafından korunmaktadır. Hastalık yapıcılar bu açıklıktan kolaylıkla içeri girebilirler. Yara iyileştikten sonra bile, dış koşullara açık hale gelen glans ve meatus, artık idrar, dışkı, bebek bezlerinin kimyasal maddeleri ve bunun gibi diğer kirleticilerle doğrudan temasa zorlanmıştır. Sünnetli erkeklerin kadın partnerleri daha düşük bir rahim kanseri oranına sahip değildirler.(40) Ne de sünnet penis kanserini önler. (41) Yeni bir çalışma göstermiştir ki, penis kanseri oranı ABD’de, penis kanserinin neredeyse hiç duyulmadığı Danimarka’ya göre daha yüksektir. (42)Gerçekte araştırmacılar, aslında sünnetin bu hastalık oranlarını artırıp artırmadığını kontrol etmelidirler. Sünnet cinsel yolla bulaşan hastalıklara veya bunları yaymaya engel olmaz. Gerçekte ABD, Batı dünyasında hem en yüksek sünnetli erkek oranını barındırır, hem de AIDS dahil en yüksek cinsel yolla bulaşan hastalık oranını. Çok sıkı şekilde kontrol edilen çalışmalar göstermiştir ki, Amerikanın sünnetli erkeklerinin, bakteriyel ve viral enfeksiyonlara yakalanma riski daha yüksektir, özellikle şu hastalıklara: bel-soğukluğu (43),nongonoccal urethritis,(44) insan papilloma virüsü,(45) herpes simplex virüs tipi 2,(46) ve chlamydia.(47)

  • Sünnet Her Zaman Risklidir: Sünnet her zaman ciddi, hatta trajik sonuçları olan bir müdahaledir. Cerrahi komplikasyon oranı 500’de birdir.(48)Bu komplikasyonlar kontrol edilemeyen kanama ve ölümcül enfeksiyonları içerir. (49)Sünneti takip eden kangren ile ilgili pek çok yayınlanmış olay vardır. (50) Staphylococcus, Proteus, Pseudomonas gibi hastalıklı bakteriler ve diğer koliformlara, hatta tüberküloza ve ölüme götürecek diğer enfeksiyonlara yol açabilir. (51, 52) Bu organizmalar vücuda girmek kolay olduğu için ordadırlar, bebek enfeksiyona yatkın olduğu için değil.

Tıbbi dergiler, sayısız defalar sünnet edilirken kısmen veya tamamen penis başları kesilen bebeklerin hikayesini yayınlamıştır.(.53,54,55) Diğer bir kısım anestezi edilmemiş bebek de, uyanık durumdayken, bütün penislerinin “electrocautery tabanca” denilen aletle yakıldığına tanık olmuşlardır. (56,57, 58)Journal of Urology’nin Eylül 1989 sayısı, bu tür olayların bir raporunu yayınlamıştır. Makale, “feminizing genitoplasty” denen, penisini kaybetmiş bebeklerin zorla dişiye değiştirilme operasyonunu anlatmıştır.Archives of Pediatrics and Adolescent Medicine Mart 1997 sayısı, erkek doğan, fakat sünnetçinin penisini kesmesi nedeniyle dişiye çevrilen genç bir insanın bunu öğrendiğinde duyduğu dehşeti anlatmıştır. (60) Pek çok benzeri durum belgelenmiştir. (61,62) Bebek sünnetinin 500,000’de bir olan kaydedilmiş ölüm oranı vardır.(63,64)

  • Sünnet Annelere Zarar Verir: Bilimsel araştırmalar sürekli bir şekilde göstermiştir ki, sünnet bir çocuğun davranışsal gelişimini bozar. University of Colorado Tıp fakültesinde yapılan çalışmalarla sünneti olan bebeklerin non-REM uykularının rahat olmadığı belgelenmiştir.(65)Sinir yollarına karşı yapılan ve dayanılmaz bir acı veren uzun bombardımana karşı sünnetli bebekler bir yarı-koma durumuna girerler. Bu koma günler, hatta bazen haftalar sürebilir.

Pek çok diğer araştırma sünnetin, doğumdan sonraki kritik dönemde anne-çocuk bağını bozduğunu kanıtlamıştır. Araştırmalar sünnetin yeme alışkanlığını bozduğunu da göstermiştir.

  • Sünnet, Hasta ve İnsan-Haklarının Bir İhlalidir: Hiç kimsenin, bir başkasının cinsel organlarını, o kişinin tam olarak bilgilendirilmiş rızası haricinde kesmeye hakkı yoktur. Sonuçlara katlanacak olan çocuk olduğuna göre, sünnet onun hem tedaviyi reddetme hem de alternatif tedaviler arama hakkının bir ihlalidir. 1995’te Amerikan Pediatri Akademisi Komitesi, yalnızca bilgili bir ana-babanın bir tedaviye “rıza” gösterebileceği hükmüne vardı.(67)Bir bebek açıkçabellidir ki bir şeye rıza göstermek için çok küçüktür. Onun zayıflığından faydalanmak isteyeceklere karşı korunmalıdır. Bilgilendirilmiş anne-babanın rızası kavramı, yalnız travma, hastalık, sakatlık gibi acil durumlarda tıbbi müdahale hakkı tanır. İnsan penisi, normal, sünnetsiz halinde bu durumlardan hiçbirini sağlamaz.

Doktorların sünnete itiraz etme gibi bir görevlerivardır. Cehaletten ve yanlış yönlendirmeden kaynaklanarak çocukları için bu operasyonu isteyen ana-babaları da eğitmelidirler. Sağlık uzmanlarının yükümlülüğü çocukların çıkarlarını korumaktır. En nihayetinde, kendisine bırakılsa asla seçmeyeceği bir amputasyonu, bir çocuğa zorla uygulamak en hafif terimiyle ahlak dışıdır.

Sağduyu 

Doğanın istediği gibi “el değmemiş” olmak, en iyisidir. Bir seçim verildiğinde erkeklerin büyük çoğunluğu, sağlamlıklarına değer vermiş, ve tıpkı “görme” duyularını nasıl koruyorlarsa, aynı şekilde üstderilerini de korumuşlardır. Avrupa ve Müslüman-olmayan Asya’daki anne-babalar hiçbir zaman çocuklarını zorla sünnet etmemişlerdir. Onlar için çocuklarının penisinin bir kısmını kesmek, kendi kulaklarından bir parça kesmek kadar anlamsız olurdu. Çocuğun, cinsel organlarına sağlam olarak sahip olma hakkına saygı gösterilmelidir. Bu, kelimenin tam anlamıyla “muhafazakar” bir yaklaşımdır. Yeni doğan çocuğunun sağlam-eldeğmemiş cinsel organları hakkında karışık fikirleri olan sünnetli bir baba, kendi kaybıyla ve normal erkek cinsel organları hakkındaki endişeleriyle yüzyüze gelmek için bir psikolojik danışmanın yardımını isteyebilir. Böyle durumlarda anne, sıkı bir şekilde çocuğunu korumalı, kocasını olumsuz duygularını dağıtmaya ve kendi koruyucu rolünü paylaşmaya çağırmalıdır. Pek çok anne-baba bebekleri için en iyi olanı isterler. Akıllı ana-babalar kalplerinin sesini dinlerler ve çocuklarını zarardan korumak isteyen içgüdülerine güvenirler.

Çağların tecrübesi bize öğretmiştir ki, bebekler en iyi gelişmelerini güvenli bir sevgi, şefkat, saygı, kabul edilme, besleme, ve sıcaklık ortamında sağlarlar. Bir bebeğin etini kesmek, bu güveni yıkar. Sünnet, bebeği ve bu bebeğin olacağı kişiyi yaralar ve zarar verir. Oğullarının bütünlüğüne saygı duyan ana-babalar, ona doğumdan kaynaklanan hakkını bağışlarlar yani kendi bütünlüğünde mükemmel ve güzel olan vücudunu.

Notlar

  1. T. J. Ritter and G. C. Denniston, Say No to Circumcision: 40 Compelling Reasons, 2nd ed. (Aptos, CA: Hourglass, 1996),6-20.
    2. “Incipit Libellus De Ecclesiasticis Disciplinis et Religione Christiana Collectus. Liber II.XC, XCI” in Patrologiæ Cursus Completus , vol. 132 (Paris: Apud Garnier Fratres, Editores et J. P. Migne Successores, 1880), 301-302.
    3. S. Grayzel, The Church and the Jews in the XIIth Century, vol. 2, ed. K. R. Stow (Detroit, MI: Wayne State University Press, 1989), 246-247.
    4. See Note 10, 17-40.
    5. M. F. Campbell, “The Male Genital Tract and the Female Urethra,” in Urology, eds. M. F. Campbell and J. H. Harrison, vol. 2, 3rd ed. (Philadelphia: W. B. Saunders, 1970), 1836.
    6. See photographic series: J. A. Erickson, “Three Zones of Penile Skin.” In M. M. Lander, “The Human Prepuce,” in G. C. Denniston and M. F. Milos, eds., Sexual Mutilations: A Human Tragedy (New York: Plenum Press, 1997), 79-81.
    7. M. Davenport, “Problems with the Penis and Prepuce: Natural History of the Foreskin” (photograph 1), British Medical Journal 312 (1996): 299-301.
    8. J. Øster, “Further Fate of the Foreskin,” Archives of Disease in Childhood 43 (1968): 200-203.
    9. H. L. Tan, “Foreskin Fallacies and Phimosis,” Annals of the Academy of Medicine, Singapore 14 (1985): 626-630.
    10. F. A. Hodges, “Short History of the Institutionalization of Involuntary Sexual Mutilation in the United States,” in G. C. Denniston and M. F. Milos, eds., Sexual Mutilations: A Human Tragedy(New York: Plenum Press, 1997), 35.
    11. A. B. Hyman and M. H. Brownstein, “Tyson’s ‘Glands': Ectopic Sebaceous Glands and Papillomatosis Penis,” Archives of Dermatology 99 (1969): 31-37.
    12. A. Ahmed and A. W. Jones, “Apocrine Cystadenoma: A Report of Two Cases Occurring on the Prepuce,” British Journal of Dermatology 81 (1969): 899-901.
    13. G. N. Weiss et al., “The Distribution and Density of Langerhans Cells in the Human Prepuce: Site of a Diminished Immune Response?” Israel Journal of Medical Sciences 29 (1993): 42-43.
    14. P. J. Flower et al., “An Immunopathologic Study of the Bovine Prepuce,” Veterinary Pathology 20 (1983):189-202.
    15. Z. Halata and B. L. Munger, “The Neuroanatomical Basis for the Protopathic Sensibility of the Human Glans Penis,” Brain Research 371 (1986): 205-230.
    16. J. R. Taylor et al., “The Prepuce: Specialized Mucosa of the Penis and Its Loss to Circumcision,” British Journal of Urology 77 (1996): 291-295.
    17. H. C. Bazett et al., “Depth, Distribution and Probable Identification in the Prepuce of Sensory End-Organs Concerned in Sensations of Temperature and Touch; Thermometric Conductivity,” Archives of Neurology and Psychiatry 27 (1932): 489-517.
    18. D. Ohmori, “Über die Entwicklung der Innervation der Genitalapparate als Peripheren Aufnahmeapparat der Genitalen Reflexe,” Zeitschrift für Anatomie und Entwicklungsgeschichte 70 (1924): 347-410.
    19. A. De Girolamo and A. Cecio, “Contributo alla Conoscenza dell’innervazione Sensitiva del Prepuzio Nell’uomo,” Bollettino della Societa Italiana de Biologia Sperimentale 44 (1968): 1521-1522.
    20. A. S. Dogiel, “Die Nervenendigungen in der Haut der äusseren Genitalorgane des Menschen,” Archiv für Mikroskopische Anatomie 41 (1893): 585-612.
    21. A. Bourlond and R. K. Winkelmann, “L’innervation du Prépuce chez le Nouveau-né,” Archives Belges de Dermatologie et de Syphiligraphie 21 (1965): 139-153.
    22. R. K. Winkelmann, “The Erogenous Zones: Their Nerve Supply and Its Significance,” Proceedings of the Staff Meetings of the Mayo Clinic 34 (1959): 39-47.
    23. R. K. Winkelmann, “The Cutaneous Innervation of Human Newborn Prepuce,” Journal of Investigative Dermatology 26 (1956): 53-67.
    24. R. Hausmann et al., “The Forensic Value of the Immunohistochemical Detection of Oestrogen Receptors in Vaginal Epithelium,” International Journal of Legal Medicine 109 (1996): 10-30.
    25. See Note 12.
    26. American Academy of Pediatrics, Newborns: Care of the Uncircumcised Penis: Guidelines for Parents(Elk Grove Village, IL: American Academy of Pediatrics, 1994).
    27. See Note 1.
    28. See Note 1.
    29. S. A. Aldeeb Abu-Sahlieh, “Jehovah, His Cousin Allah, and Sexual Mutilations,” In: Sexual Mutilations: A Human Tragedy, eds. G. C. Denniston and M. F. Milos (New York: Plenum Press, 1997), 41-62.
    30. National Center for Health Statistics of the United States Department of Health and Human Services, 1994.
    31. See Note 17.
    32. G. T. Klauber and J. Boyle, “Preputial Skin-Bridging: Complication of Circumcision,” Urology 3 (1974): 722-723.
    33. J. P. Gearhart, “Complications of Pediatric Circumcision,” in Urologic Complications, Medical and Surgical, Adult and Pediatric, ed. F. F. Marshall (Chicago: Year Book Medical Publishers, 1986), 387-396.
    34. R. D. Talarico and J. E. Jasaitis, “Concealed Penis: A Complication of Neonatal Circumcision,” Journal of Urology 110 (1973): 732-733.
    35. R. Persad et al., “Clinical Presentation and Pathophysiology of Meatal Stenosis Following Circumcision,” British Journal of Urology 75 (1995): 90-91.
    36. A. Taddio et al., “Effect of Neonatal Circumcision on Pain Responses during Vaccination in Boys,” Lancet 345 (1995): 291-292.
    37. A. Taddio et al., “Effect of Neonatal Circumcision on Pain Response during Subsequent Routine Vaccination,” Lancet 349 (1997): 599-603.
    38. J. W. Prescott, “Genital Pain vs. Genital Pleasure: Why the One and Not the Other?” Truth Seeker 1 (1989): 14-21.
    39. R. Goldman, Circumcision: The Hidden Trauma (Boston: Vanguard Publications, 1997), 139-175.
    40. M. Terris et al., “Relation of Circumcision to Cancer of the Cervix,” American Journal of Obstetrics and Gynecology 117 (1973): 1056-1065.
    41. C. J. Cold et al., “Carcinoma in Situ of the Penis in a 76-Year-Old Circumcised Man,” Journal of Family Practice 44 (1997): 407-410.
    42. M. Frisch et al., “Falling Incidence of Penis Cancer in an Uncircumcised Population (Denmark 1943-90),” British Medical Journal 311 (1995): 1471.
    43. B. Donovan et al., “Male Circumcision and Common Sexually Transmissible Diseases in a Developed Nation Setting,” Genitourinary Medicine 70 (1994): 317-320.
    44. G. L. Smith et al., “Circumcision as a Risk Factor for Urethritis in Racial Groups,” American Journal of Public Health 77 (1987): 452-454.
    45. L. S. Cook et al., “Clinical Presentation of Genital Warts among Circumcised and Uncircumcised Heterosexual Men Attending an Urban STD Clinic,” Genitourinary Medicine 69 (1993): 262-264.
    46. I. Bassett et al., “Herpes Simplex Virus Type 2 Infection of Heterosexual Men Attending a Sexual Health Centre,” Medical Journal of Australia 160 (1994): 697-700.
    47. E. O. Laumann et al., “Circumcision in the United States: Prevalence, Prophylactic Effects, and Sexual Practice,” Journal of the American Medical Association 277 (1997): 1052-1057.
    48. W. F. Gee and J. S. Ansell, “Neonatal Circumcision: A Ten-Year Overview: With Comparison of the Gomco Clamp and the Plastibell Device,” Pediatrics 58 (1976): 824-827.
    49. G. W. Kaplan, “Complications of Circumcision,” Urologic Clinics of North America 10 (1983): 543-549.
    50. S. J. Sussman et al., “Fournier’s Syndrome: Report of Three Cases and Review of the Literature,” American Journal of Diseases of Children 132 (1978): 1189-1191.
    51. B. V. Kirkpatrick and D. V. Eitzman, “Neonatal Septicemia after Circumcision,” Clinical Pediatrics 13 (1974): 767-768.
    52. J. M. Scurlock and P. J. Pemberton, “Neonatal Meningitis and Circumcision,” Medical Journal of Australia 1 (1977): 332-334.
    53. G. R. Gluckman et al., “Newborn Penile Glans Amputation during Circumcision and Successful Reattachment,” Journal of Urology 153 (1995): 778-779.
    54. B. S. Strimling, “Partial Amputation of Glans Penis during Mogen Clamp Circumcision,” Pediatrics 87 (1996): 906-907.
    55. J. Sherman et al., “Circumcision: Successful Glandular Reconstruction and Survival Following Traumatic Amputation,” Journal of Urology 156 (1996): 842-844.
    56. J. R. Sharpe and R. P. Finney, “Electrocautery Circumcision,” Urology 19 (1982): 228.
    57. C. K. Pearlman, “Caution Advised on Electrocautery Circumcisions,” Urology 19 (1982): 453.
    58. C. K. Pearlman, “Reconstruction Following Iatrogenic Burn of the Penis,” Journal of Pediatric Surgery 11 (1976):121-122.
    59. J. P. Gearhart and J. A. Rock, “Total Ablation of the Penis after Circumcision with Electrocautery: A Method of Management and Long-Term Followup,” Journal of Urology 142 (1989):799-801.
    60. M. Diamond and H. K. Sigmundson, “Sex Reassignment at Birth: Long-Term Review and Clinical Implications,” Archives of Pediatrics and Adolescent Medicine 151 (1997): 298-304.
    61. J. Money, “Ablatio Penis: Normal Male Infant Sex-Reassigned as a Girl,” Archives of Sexual Behavior 4 (1975): 65-71.
    62. D. A. Gilbert et al., “Phallic Construction in Prepubertal and Adolescent Boys,” Journal of Urology 149 (1993): 1521-1526.
    63. R. S. Thompson, “Routine Circumcision in the Newborn: An Opposing View,” Journal of Family Practice 31 (1990): 189-196.
    64. T. E. Wiswell, “Circumcision Circumspection,” New England Journal of Medicine 336 (1997): 1244-1245.
    65. R. N. Emde et al., “Stress and Neonatal Sleep,” Psychosomatic Medicine 33 (1971): 491-497.
    66. R. E. Marshall et al., “Circumcision: II. Effects upon Mother-Infant Interaction,” Early Human Development 7 (1982): 367-374.
    67. Committee on Bioethics, “Informed Consent, Parental Permission, and Assent in Pediatric Practice,” Pediatrics 95 (1995): 314-317.